(Özet: NGO Monitor tarafından hazırlanan yeni bir rapor, Birleşik Krallık’taki İsrail karşıtı gösterilerin sanılanın aksine kendiliğinden gelişen halk hareketleri olmadığını öne sürmektedir. Bu çalışma, protestoların büyük bir kısmının uluslararası yardım kuruluşları ve yabancı aktörler tarafından sistematik bir şekilde koordine edildiğini savunmaktadır. Raporda, söz konusu organizasyonların birçoğunun terör örgütleriyle veya radikal gruplarla bağlantılı olduğu iddia edilerek bu yapıların finansal kaynakları mercek altına alınmaktadır. Elde edilen bulgular, bu ağların kamuoyunu manipüle etmek ve hükümet politikalarını etkilemek amacıyla radikal söylemleri yaydığını belirtmektedir. İngiliz Parlamentosu’nda sunulan bu veriler, devlet destekli kurumların bu tür yapılanmalara karşı daha sıkı denetlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak haber, bu eylemlerin arkasındaki finansal ve ideolojik ağların ulusal güvenlik ve toplumsal istikrar üzerindeki etkilerine dikkat çekmektedir.)
Mathilda Heller / 09.07.2026 / Jerusalem Post

NGO Monitor tarafından hazırlanan ve Çarşamba günü İngiltere Lordlar Kamarası’nda sunulan 129 sayfalık yeni bir rapor, 7 Ekim’den sonra İngiltere genelinde patlak veren İsrail karşıtı protestoların; İran Devrim Muhafızları (IRGC) propagandası, İslamcı ve Batı karşıtı anlatılar ile İsrail’in yok edilmesini teşvik etmeyi amaçlayan, küresel olarak bağlantılı ve finanse edilen bir sivil toplum kuruluşu (STK) ağı tarafından organize edildiğini ortaya koydu.
NGO Monitor, bu protestoların “tabandan gelen” (grassroots) eylemler olduğu algısını yıkmayı amaçlayarak, bunların aslında küresel politikayı etkilemek için STK’lar, özel çıkar grupları ve yabancı ajanlar tarafından yürütülen iyi koordine edilmiş bir çaba olduğunu ifşa etti.
Raporun Öne Çıkan Bulguları:
Organizasyon: İngiltere’deki protestoların %80’i STK’lar tarafından yönetildi. Birçoğu, ABD merkezli hayır kurumlarını kullanarak İngiltere’nin şeffaflık yasalarını baypas edip fon topladı.
Terör Bağlantıları: 7 Ekim sonrası İngiltere’deki 40 ana protesto ve seferberlik kampanyasından en az 11’inin aşırılık yanlısı örgütlerle bağlantısı olduğu veya yetkililerinin İran rejimi, IRGC, Hamas, Hizbullah, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (PFLP) ve Müslüman Kardeşler gibi aktörlerle iş birliği yaptığı belirlendi.
Öne Çıkan Kuruluşlar: Terör bağlantısı olduğu iddia edilen STK’lar arasında Friends of Al Aqsa, Palestine Solidarity Campaign (Filistin Dayanışma Kampanyası) ve Muslim Association of Britain (Britanya Müslüman Birliği) yer almaktadır.
Finansman: Bu kuruluşlardan 19’u İngiltere hükümetinden (FCDO veya Gift Aid aracılığıyla) fon almaktadır. Ayrıca en az 11’i; ABD, Belçika, Avrupa Komisyonu, İrlanda, Norveç, İskoçya, İsveç ve İsviçre gibi ülkelerden vergi mükellefi fonu sağlamaktadır. CAGE ve Palestine Action gibi bazı yapıların ise kripto para üzerinden fon topladığı tespit edildi.
Gençlik Hedefi: Seferberlik çabalarının çoğu gençlere yöneliktir. Örneğin, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) İngiltere, 16-24 yaş arası gençler için İsrail odaklı “yıkıcı protestolar” üzerine “Rise Up” adlı bir eğitim kursu düzenlemektedir.
Lordlar Kamarası’ndaki Kanıtlar NGO Monitor hukuk danışmanı Anne Herzberg, bulguları Lordlar Kamarası’nda sunarken, bu protestoların insan hakları için yapılan masum çağrılar olmadığını, aksine İran propagandası ve İslamcı anlatıları yayan küresel bir ağın parçası olduğunu belirtti. Herzberg, hükümetleri bu ağları araştırmaya ve bu gösterileri “ciddi bir istikrarsızlaştırıcı tehdit” olarak görmeye çağırdı. Lord Walney ise aşırıcılık soruşturması altındaki kuruluşların hayır kurumu ayrıcalıklarından yararlanmaya devam etmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.



